27 Kasım 2014 Perşembe

In the shadows

Ruh halim yine karman çorman çok şükür. Bu ara fazlaca nöbet tutup yoruldum ondandır belki ... Son birkaç haftanın fon müziği bakışlarıyla içimi titreten biricik aşkım Candan Erçetin'in Gölgesizler filmi için yaptığı, albümlerinde yer almayan şarkısı "Ben kimim?" ... Sözü ve müziği Candancığıma ait olan şarkı, zaman zaman kendini hatırlatır , düşündürür, "geçimsizim bu günlerde / kimsesizim bu yerlerde / değersizim bu ellerde / çaresizim doğduğum yerde" der, ağıza yüklü bir miktar feçes bırakır ...

http://www.youtube.com/watch?v=SsfS6li4jPg

az miyim çok muyum
var miyim yok muyum

ben neyim

masal miyim gerçek miyim

kaç miyim göç müyüm
hiç miyim suç muyum
ben kimim

ibret miyim cinnet miyim

hiçlikler içinde kanayan yürek
yokluklar içinde savaşan beden
boşluklar içinde karişan zihin
güçlükler içinde değil miyim

yoksa… yoksa…

her ihanete akil erdiren
her cehalete kilif uyduran
her esarete fiyat biçtiren
sen değil de ben miyim?

geçimsizim bu günlerde
kimsesizim bu yerlerde
değersizim bu ellerde
çaresizim doğduğum yerde

gölgesizim her gün her yerde

ses miyim sus muyum
sis miyim pus muyum
ben neyim

deha miyim heba miyim

ak miyim pak miyim
al miyim sat miyim
ben kimim

yarar miyim ziyan miyim

yalanlar içinde doğruyu bulan
cayanlar içinde sözünde duran
satanlar içinde ayak direyen
yananlar içinde değil miyim

her adalete duvar ördüren
her cesarete kilit vurduran
her asalete boyun eğdiren
sen değil de ben miyim

geçimsizim bu günlerde
kimsesizim bu yerlerde
değersizim bu ellerde
çaresizim doğduğum yerde
gölgesizim her gün her yerde

25 Kasım 2014 Salı

Salla gitsin dertleri !

Aylardır sağda solda duyduğum -şeyk it of şeyk it of u uu - şarkının klibini ilk kez bugün izledim videolar arasında gezinirken. Klibe aşık oldum resmen :) Bu aralar kendimi balerinlerin arasında tepinerek, kalça titreterek dans eden Taylor Swift gibi hissettiğimden mi bilinmez ama çok sevdim. Her şarkıda mana aramamak gerekli. Gözleri kapatıp ritme bırakmak lazım arada. Haydi salla salla salla salla titret !




14 Kasım 2014 Cuma

Boyu değil işlevi !

Bazı şarkılar vardır süresi kısa etkisi uzun. Boyundan büyüktür derinliği , sadece derdini anlatır ve biter, düşünürsünüz, kafanızda saatlerce çalmaya devam eder ...


Demet Evgar & Kemal Hamacıoğlu - Mak Mek Mok
Bu post'un çıkış noktası bu şarkı oldu aslında. Bir arkadaşım sayesinde ilk kez dinlediğimde, kötü bir dönemdi benim için, her şeyden çok ama çok sıkıldığım koşarak kaçmak istediğim ama elimin kolumun bağlıdan öte olduğu bir dönemdi. Şarkı daha bismillah "çok sıkıldım kendimden / verdiğim sözlerden / tutamadığım sözlerden / çok sıkıldım diye başladı Demet Evgar'ın sesiyle (belki bir başkası söylese bu kadar etkilemezdi Evgar'ın sesinin etkisi büyük) Sıradan hayatlar içinde/ Ne zormuş kendin olmak / Ne zormuş özgür olmak ,diyor bir de ... Şarkının daha fazla bir şey söylemesine gerek kalmıyor...


















Candan Erçetin - Daha 
90'lar popun altın çocuğu Uzay Heparı için yazılmış bir yas şarkısı. Sözler Mete Özgencil , beste Sezen Aksu , söyleyen Candan Erçetin ... Kolay kolay birleşemeyecek muhteşem bir üçlü için iki dakika on beş saniye insanı çarpması için yeterli oluyor . Daha çok olmalı, yok olmalı, yeter mi bu acı ah bu acı diye haykırmamak elde değil.



Hümeyra - Kördüğüm
Yeni nesil Aslı Gökyokuş'tan duydu bu şarkıyı ama şarkıyı ilk seslendiren Hümeyra. Bir dönem -hem de çok uzak olmayan bir dönem- hayatımın fon müziği idi bu şarkı...2,5 dakika bile sürmüyor bu şarkı ama neredeyse 2,5 yıllık etkisi oldu.Bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor , hayatımda bir şeyleri çözdükçe dolaşıyor ...





Ercan Saatçi - Sayenizde 
Olur da Ercan Saatçi yanlışlıkla cennete giderse bu şarkı sayesindedir. Klibi de ayrı güzeldir bu şarkının. Vokalde Seden Gürel var, bağırmadan çağırmadan pek bir güzel sitem ediyor şarkı



Nilüfer & Coşkun Demir - Ayrılanlar için
Timur Selçuk şarkısı olsa da, kendisi çok güzel söylese de Nilüfer yorumu benim daha çok hoşuma gidiyor. Bu düet versiyonu da güzel. Ayrılık için yapılan şarkılar arasında en güzellerinden biridir bu. Acıdır, acıtır...






8 Kasım 2014 Cumartesi

Tutun kollarımdan düşerim şimdi ...





Bazı gönlü sakar arkadaşlarınız vardır. Sık sık takılıp düşerler ve her defasında kaldırmak için elinizi uzatırsınız çekinmeden. Kaldıracağım diye, bir yerine bir şey olmuş mudur diye işinizi gücünüzü bırakırsınız, kendinize bile yetmeyen zamanınızdan ona ayırırsınız yeri gelir ... Elinizi sıkı sıkı tutmuş kalkarken her defasında önce teşekkür eder , iyi ki varsın der, ardından bir dahakine daha çok dikkat edeceğim der. Ama bilirsiniz ki aynı yerde ya da değil birkaç adım sonra yine takılacak, sendeleyecek, düşecek. Siz düşmesin , düşüp bir yeri incinmesin diye etrafınızda gördüğümüz tüm çukurları, tümsekleri ona anlatırsınız ama bir kulağından girer, hatta girmez bile ... Bazen ısrarla aynı yerde düşer, kaldırırsınız yine orada düşer, yine kaldırırsınız. Aynı yerde düşmesin diye farklı yollar tarif edersiniz daha düz ve düzgün ama yine bildiğinden şaşmaz ve aynı yerde bir kez daha düşer ... Sonra farkedersiniz ki onun için önemli olan kalkmak değil aynı yerden gidip aynı yerde düşmek ... Nihayetinde siz de insansınızdır tahammül sınırını vardır, demek ki öyle mutlu o der , o gönlü sakar arkadaşınızı düştüğü yerde bırakır kendi yolunuza devam edersiniz ...

6 Kasım 2014 Perşembe

Pek Yakında







Majör depresyonla birlikte törpüleyip körelttiğim sosyal kısmımı tekrar şekillendirmeye çalışıyorum şu sıralar. Tekrar ders çalışmaya başlamamın yanı sıra tekrar kitap okumaya başladım, yarım kalan dizilerimi izliyorum, film izliyorum, merak ettiğim albümleri dinliyorum vs ... Gerçekten çok uzun süre uzak kalınca ilaç gibi geliyor. 2-3 haftadır çok sevdiğim bir arkadaşımla gidelim deyip deyip gidemediğimiz Pek Yakında filmini dün nihayet izleyebildik vizyondan kalkmadan.

Yönetmenliği ve senaryosu Cem Yılmaz'a ait olan Pek Yakında, Cem Yılmaz'ın tek başına yönetmenlik koltuğuna oturduğu ilk filmi olma özelliğini taşıyor. Tülin Özen, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt, Zerrin Tekindor, Hare Sürel, Ayşen Gruda ve Ülkü Duru baş rolleri paylaşıyor.

Zamanında figuranlık yapan ancak tutunamamış, oyunculuğun içinde ukte kaldığı, geçimini ise korsan film işinden kazanan Zafer ile bu işinden rahatsız olan zamanında ufak tefek rollerde oynamış eşi Arzu'nun evlilikleri sallantıdadır. Zafer evliliğini düzeltmek adına korsan işine tövbe etmeye karar verir, bunun yanı sıra da eşinin gönlünü kazanmak için tarihin tozlu sayfalarında kalan oyuncu-yönetmen-senaryo ile film işine girmeye kalkışır. ( ve olaylar gelişir :) )

Her eleştiri yazımda özenle belirtmek isterim ki eleştirmen değilim, sıradan ve düz bir sinema izleyicisiyim. Cem Yılmaz filmin son kısmı haricinde genel olarak iyi bir iş çıkarmış. Filmin sonu filmle bağdaşamıyor, hani lisede kompozisyon sınavında tam sizlik bir konu olur yazdıkça yazarsınız derken saate bakarsınız 5 dakika kalmıştır konuyu pat diye kesip bağlamak gerekir o giriş gelişmeye yakışmayacak bir sonuç yazmak zorunda kalırsınız ya, filmin sonu da bende bu hissi uyandırdı. Bunun haricinde bazı sahneler gereksizdi bana göre, bu tempoyu düşürdü, filmin süresinin 2 saat 15 dakika olduğunu da düşünürsek zaman zaman sıkılmaya meylettik. Hatta arkamızda oturan kız filmin sonuna doğru "ayy yeter sıkıldım" şeklinde sesli bir serzenişte bulundu :) 

Gelelim iyi kısımlara ... Cem Yılmaz'ın komedinin içine dramı ya da dramın içine komediyi yerleştirebilmesini (karar veremedim) seviyorum. İkisinin de dozu iyi ayarlanmıştı. Filmin içindeki konuk oyuncuların seçimi, yerleri, rolleri de oldukça iyiydi. 

En sevdiğim karakter Zerrin Tekindor'un canlandırdığı Meral oldu. Zafer Algöz de çok iyi iş çıkarmış yönetmen Ahben rolüyle. Cengiz Bozkurt da parlıyor filmde gerçekten. Bunun haricinde güzel göndermeler vardı filmin içinde. İnce göndermeler güzeldi, kör göze parmaklar ise gereksizdi. 

Düz adam Hakan olarak 10 üzerinden 7 veriyorum ama bu sefer 6,5'tan 7. İyi vakit geçirilir , gidildiğine pişman etmez. Ama çok daha iyi bir iş çıkabilirmiş bence. Recep İvedik, Çakallarla Dans gibi filmlere gideceğinize bu filme gidin !

3 Kasım 2014 Pazartesi

Unutursam Fısılda !





Yalan yok, sıkı bir sinema izleyicisi değilimdir.Senede birkaç defa filme giderim, Bilgisayarda da çok fazla izlemem (dikkatimi uzun süre tek bir şeye odaklayamamam, 20-40 dk'lık dizilere alışkın olmak...vs) ,bu yazı eleştiri yazısından ziyade,sıradan bir sinema izleyicisinin gözünden filmin yansıması. Teknikmiş, ışıkmış, sesmiş, dekormuş anlamam ben. Bir filmi izlerken ki temel kriterim beni sıktı mı, sıkmadı mı ? Kısacası izledim-yazdım.

Başrollerini Hümeyra , Işıl Yücesoy, Farah Zeynep Abdullah, Mehmet Günsür ve Kerem Bursin'in üstlendiği , senaryo ve yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı filmin kısaca konusu şu şekilde ;

Muhafazakar bir kazada yaşayan, karakter olarak birbirine zıt iki kız kardeş Hatice ve Hanife'nin hayatları geçmişten ve günümüzden kesitler halinde  anlatırlırken, Hatice umursamaz, erkeklerle aşık atacak kadar yaramaz biri, ablası Hanife içine kapanık, utangaç, koruma içgüdüsüyle yaşayan biri olarak tanıtılıyor. Hatice'yi şarkı söylerken , Hanife'yi ise içine attıklarını şiire dökerken görüyoruz. İki kız kardeşin kaderi ve yolları, kaymakamın oğlu Tarık ile bambaşka şekilde ayrılıyor ve yıllar sonra ayrıldığı yerde tekrar kesişiyor.

Buradan itibaren spoiler içerebilir, içermeyebilir de, filmi izlemediyseniz atlamanız daha iyi olur efendim , izleyince tekrar okursunuz :) 

Öncelikle, filmin tüm müziklerini Kenan Doğulu yapmış, ne yalan söyleyeyim çok haz ettiğim bir isim olmasa da bence çok iyi bir iş çıkarmış. Filmi izlenir kılan en büyük detaylardan bir tanesi filmdeki şarkılar zaten. Muhtemelen albüm olarak çıkacaktır ilerleyen haftalarda. Farah Zeynep Abdullah'ın sesi gerçekten iyi ,performansını çok beğendim. Şarkılar haricinde de, beğendim kendisini. Rolünün hakkını vermiş.

Bana göre filmin starı Işıl Yücesoy ... Gerçekten yaşamış kadın, oynamamış. İkilemleri, hem kendi ile hem kız kardeşi ile içindeki savaşı çok iyi canlandırmış. Keza Hümeyra da çok iyi, çok gerçekçi. Bu iki oyuncunun olduğu kısımlar gerçekten filmin en güzel noktalarıydı.

Mehmet Günsür'ü ise filmin en zayıf halkası seçiyorum. Sarhoş olduğu sahneler hiç olmamış, inandırıcılıktan uzaktı. Hoş sadece sarhoş olduğu değil, genel olarak bir "olmamış"lık vardı. Yapaydı.

Kızların yeni gözdelerinden Kerem Bürsin işini yapmış, daha iyisi olabilirdi belki. Bir satır da Hanife'nin gençliğini oynayan Gözde Cığacı'ya gelsin, gerçekten Işıl Yücesoy'un daha doğrusu Hanife'nin gençliği daha iyi canlandırılmazdı, Maşallah güzel de bir kızımız ! Takibe aldım :)

Filmin en beğendiğim sahnesi, Hatice'nin sabah ezanında sokağa fırlaması,Hanife'nin onu dışarıda yakalaması ardından Hatice'nin kendisine geldiğinde "Ay abla sen benimle ne yapacaksın? " sorusu. Orada Hümeyra o kadar doğal ki...Filmde duygulandığım belki de tek yerdi.

Filmde olsa daha iyi olurdu dediğim kısım ise şu, "Ayperi"nin ilk çıkışı, yükselişi, duraklamasını ve ikinci kez çıkışını gördük ama asıl ne zaman Ayperi popüleritesini kaybetti, asıl çöküşü ne zaman başladı, bu durumu kabullenişi nasıl oldu? bunu merak ettim ben. Bir de finalini çok beğenmedim filmin.

Film Çağan Irmak kurallarının dışına çıkmıyor. Türk kızı/kadınına gözyaşı döktüreyim, bazı sahnelerde güldüreyim, güzel şarkılar dinleteyim kuralı aynen devam ediyor. Eh bir de Yeşilçam dokunuşları var tabi filmde, gittiğim seansın %80'den fazlası kadın olması şaşırtmadı... Ben biraz duygusuz olduğumdan olsa gerek, fazla duygusal gelmedi ama önümüzdeki kızlar falan ağlamışlardı. Çekimleri 50 günde tamamlanan film, en yüksek bütçeli prodüksiyonu imiş Irmak'ın. Daha sonra okuduğum yorumlara bakılırsa bazı sahne ve replikler sıkı Çağan Irmakseverler için fazlasıyla tanıdık imiş bu da rahatsız edici, kendini tekrarlayıcı bir şeymiş. Ben çoğu film ve dizisini izlemediğimden beni rahatsız etmedi.

Bence bu filme gidilir. Mükemmel değil belki ama iyi vakit geçirilir. Işıl Yücesoy, Hümeyra ve Farah Zeynep Abdullah'ın performansı için gidilir. 10 üzerinden not vermem gerekirse 7/10 veriyorum düz adam Hakan olarak...