26 Temmuz 2017 Çarşamba

Are you kidding me?

(Çok uzun zamandır buraya bir şeyler yazmıyordum. Twitter'da bir flood yapmak isterken coşunca, buraya yazayım dedim)

Bazen an gelir gökyüzüne bakarsın, "are you kidding me?" dersin ... 2014 Eylül Tus'u ile ilgili bir ibret hikayesi yazacağım sizlere...

Önce 6 sene öncesine giderek başlayayım. İntörnlüğün pediatri stajına kadar olan kısmında pediatri istiyordum, pediatri stajı aldığım ilk hafta vazgeçtim. Ardından dahiliye stajı alırken canım hocam Gülbin hocam sayesinde bir dahiliye aşkı kapladı içimi. Acil stajı aldığımda ise, stajı çok ama çok sevsem de pratisyen kalırım da acilci olmam demiştim.

Sancılı bir tus sürecim oldu. İntörnken 5 sene ders çalıştım, bu sene sınav yok tadını çıkartıcağım demiştim. Mezun olunca 6 ay kasarım girerim bir dahiliyeye gibi cahil cesareti bir fikrim vardı. Mezun oldum, atandım tabi tus yalan oldu. 6 ay sonra istifa ettim tusa çalışacağım diye. Önce kendim denedim olmadı. Dershaneye gittim olmadı.

Derken derken 6 ay çalıştığımda biriktirdiğim paralar suyunu çekti, kredi kartları şişti. Askerliğin tecili bitmek üzereydi. Uzun süredir ders çalışmaya çalışmaktan beynim şişmiş ödem yapmış burnumdan akmaktaydı. Nefes almamın bile zor geldiği, hiçkimsenin telefonunu açmadığım, mesajına dönmediğim depresif bir dönemdeyken 2014 Eylül tusuna girdim. Benim için birçok anlamda milattır bu sınav. Tustan hemen önce yeniden atama için başvurmuştum, tus olmazsa da olmayan paramla özel bir üniversiteye tezsiz yüksek lisansa kaydolacak, tecil ettirecektim askerliği ve bu tustan sonra acil tıpçı olmaya karar verecektim...

Tabiki sınav yine hayal kırıklığı olmuştu. Hakan tarihinin en yüksek tus puanını alsam da (54) bir işime yaramamıştı. Atamada ilk atandığım hastaneye tekrar atandım, askerliği tezsiz yüksek lisans ile tecil ettirdim derken son tustan sonra kararım netleşti, son 1 kez daha tusu deneyeceğim ve son 2 tustur yazmaktan son anda vazgeçtiğim acil tıp yazacağım olursa gideceğim olmazsa da tus defterini kapatacaktım artık. Nisan '15 sınavına neredeyse hiç çalışmadım, kitap kapağı gördüğüm an öğürüyordum artık. Tus öncesi 15 gün kala yüzyıllardır yazarak biriktirdiğim küçük notlarla deneme çözerek falan girdim tusa, Kocaeli Üni. acil tıp iel mantık evliliği yaparak yepyeni bir hayat başladı. Dahiliye aşkı ise köz oldu, gömüldü tarihe...

Başlangıcımın 3. ayı, adapte olmaya başalmışım acil servise, çalışma ortamına, şehre, çalışma arkadaşlarına ... Derken 2014 Eylül tekrar hesaplandı, tekrar tercih aldı. Sakarya Dahiliye geldi. Şaka gibiydi, yıllarca dahiliye diye dolan tam asistanlığa başla, dahiliye gelsin. Ufak bir gel-git , dedim ki bu son şans dahiliye için... Ya şimdi ya hiç... Gideceğim yer iyi bir yer değildi hem de tekrar Sakarya'ya dönmek istemiyordum, derken hiçbir şey olmamış gibi devam ettim acile. Ama o dönem başka bir dahiliye olaydı arkama bile bakmazdım, giderdim...

Günler günleri, aylar ayları hatta yıllar yılları kovaladı, acilde 2.yılım bitmek üzere... Nöbetteyim, gece saat 22, acil yine leş o gece... Tesadüf eseri 2014 Eylül tusu tekrar hesaplanmış, yine tercih alıyor, hatta son günmüş tercihlerde. Aman nolcak diye girdim tercihlerime, 7-8 boş tercihim varmış ftr, psikiyatri falan da ekleyip yolladım...

Geçtiğimiz pazartesi yine nöbetteyim, sınav açıklanmış. Acil servis dolmuş hatta taşmış halde, iki ara bir derede sonuca bakıyorum ve Kocaeli dahiliye gelmiş... Zaten sinirim tepemdeydi, güzel bir okkalı küfür sonrası sadece "Neden?" dedim ... 3 yıl sonra ... Ösym bitti demeden bitmiyormuş !! Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim bile. Kafadan milyon tane şey geçiyor tabi ister istemez. O an tek isteğim nöbetimin bitmesi, ertesi günkü sunumumun bitmesi öğleden sonra da abimin nikahına gitmekti.

Sonuç olarak, hayat süprizlerle dolu. Tus çok boktan bir sınav, doktorluk güzel bir meslek. Acil servis can, diğer bölümlerin defektlerini en iyi gördüğün yer... İnanıyorum ki 2014 Eylül 5 ya da 6. kez açıklandığında o "fizik tedavi" gelecek !!

Hamiş : Bu yazıyı okuyan tıp fakültesi öğrencilerine; tus boktan ama önemli bir sınav. Benim gibi yapmayın, bir an önce kazanmak için çalışın. Ha bir de büyük konuşmayın benim gibi :)

25 Nisan 2015 Cumartesi

Shrink

Geçenlerde nöbette hemşirem sordu, hocam siz ilk geldiğinizde böyle değildiniz ne oldu size ? Son nöbette başka bir hemşirem bu ne enerjisizlik hocam böyle ya azıcık canlanın dedi. Daha önceki nöbetlerimden birinde başka bir hemşirem de aynı şeyi söyledi ... Artık mutsuzluğum 1 km öteden anlaşılıyor sanırsam, ben de saklamayı bıraktım zaten, takat kalmadı ... 

Kendime EKT yaptıracak kadar major depresyondayım uzun süredir. Çok uzun zamandır boşa kulaç atıyorum, istediğim yere ulaşabilirim belki diye. Ama artık kendimi akıntıya bırakmaya karar verdim, yoruldum. Akıntı götürsün bakalım nereye götürecek. Belki de gitmek istediğim yerden daha güzel bir yere gideceğimdir, belli mi olur ? 

Şu gerizekalı hayatta neyi istemediysem / asla yapamam / düşünmem dediysem istisnasız tek tek başıma geldi, geliyor, gelecek. Ağzımı tutamıyorum ya da söylerken büyük konuştuğumun farkına varamıyorum bazen. İntörnken acil mi ııyyy diyen, hayatta yazmam diyen ben, şu anda oturmuş hangi acil nispeten rahattır, nereler yazılabilir diye araştırıyorum. Hayatımın kalan kısmını toptan değiştirecek kararı vermek gerçekten çok zor bir şey. Artı ile eksiyi teraziye koyup tartmaya çalışıyorum sürekli... Hakkımda hayırlısı ne diyeyim. Allah kaybettirip arattırmasın hiçbir şeyi ...

Neyse şu kıro şarkının anlamlı olduğu günlerden biri , yok bir sitemim hayatta her şey kısmet ! 






21 Şubat 2015 Cumartesi

Tıüwenisevın

20 yaşına girdiğimden beri her sene adetimdir, yeni yaş yazısı yazarım. Öncekileri okudum da hayatım her yazının sonuna bu yaşım bir öncekini aratmasın yazmışım çoğunca da arattı. Sanırım 26. yaşımı hep olumsuzluklar, mutsuzluklar ve çıkmazlarla hatırlayacağım. Ama büyüttü beni bu yaş o yüzden yine de sonsuz şükür... Hayatıma girenler, hayatımdan çıkanlar, ağzıma sıçanlar ... İlginç bir yaştı.

27 sene ... Bir şarkı duyduğumda "20 yıl önce" diye cümle kuruyorum artık. Okula 20 yıl önce başladım diyorum... Annemin bir sözü vardır, "ben de haninin insanıyım artık" diye... Daha anlamlı geliyor...

Bu yaşıma kadar doğum günlerim çok özeldi benim için. O hafta gün sayardım falan hatta... 26 yıldır her doğum günümde istisnasız arayan akrabalarımla neşeyle konuşur, Facebook'ta yazılan her mesaja tek tek cevap atar, telefona gelen mesajları özenle cevaplardım. Bu sene kendi doğum günüm bana çok itici geldi. Bundan 5-10 yıl önce hayalini kurduğum yaşlarım o kadar boş geçiyor ki ... İstemedim 27 olayım, 27 sayısını da sevmem zaten.

Birkaç hafta facebook'ta doğum günü bilgimi gizledim. Temel nedenim bu sene kendimde herkese tek tek cevap verecek gücü bulamamaktı, bir de bakalım değer verdiğim facebook olmadan da doğum günlerini bildiğim birkaç insan facebook yardımı olmadan doğum günümü kutlayacak mıydı ... Tabiki beklediğim gibi o kişiler kutlamadılar. Mesela çok değil 1 sene önce olsaydı bu iş, o kişiler kilom kadar ağır laflar söyleyebilirdim. Şimdi ise aman, zorundalar mı sanki deyip geçtim. Büyüdüm mü yoksa hissizleştim mi bilmiyorum ama ikinci seçenek daha olası...

2015'e girerken yaptığım gibi 27. yaşıma girerken de bir şey dilemiyorum, hedefler koymuyorum. Bu senenin teması ne çıkarsa bahtıma ve kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına... Tek istediğim ben ve sevdiğim insanlar sağlıklı ve mutlu olsunlar ...

Bu yazı da burada kalsın böyle, seneye bakarım buna ben yine...


8 Şubat 2015 Pazar

Run Forrest run !

Hiçbir şey yapmaya enerjimin olmadığı şu günlerde kaçıp gitmekten başka bir şey düşünemez oldum sevdiğim yerde, sevdiğim insalarla birlikte olmama rağmen... Mekandan ziyade kendimden kaçmak istiyorum sanırım ben...

Mete Özgencil'in sanat eseri, Candan'ınım eşsiz yorumuyla birleşince parça parça ediyor ruhu ... 


Arada bir bir yanım
Kaçsam diyor uzağa
Katsam diyor önüme
Canımı yorganımı

Arada bir bir yanım
Düşsem diyor tuzağa
Geçsem dünyanın derdini
Varsam cennetime diyor

Ama o öbür yanım var ya öbür yanım
Amman öbür yanım korkak diğer yarım

Kurtulmak kolay mı kendinden
Sıyrılmak kolay mı derdinden

Arada bir bir yanım
Yıksam diyor şu dağı
Görsem diyor ardını
Yarimi yarını mı

Arada bir bir yanım
Küstüm diyor o yana
Senden dost olur mu
Korkarsan kaybettin diyor










12 Ocak 2015 Pazartesi

Ruh hali ...


Penceremden ... Hava da ruhum gibi, dün güneş vardı, gece fırtına çıktı. Bu sabah hava böyleydi, ardından yağmur başladı, şu anda da kar yağıyor ... Bu manzaranın şarkısı da bu ;



16 Aralık 2014 Salı

Karpuz getir yiyeyim

Uzun zamandır dinlemeyi/okumayı/izlemeyi ertelediğim şeyler serisinin son ürünü Metin Altıok Şiirlerinden Şarkılar ; Anka albümü. Bana göre bu albümün en iyisi, en çarpanı ... Şiirin kendisi güzel, söyleyenler güzel... Daha ne olsun? Dinle dinle kes bilekleri ...

Havı Dökülmüş Sevincin ; Çiğdem Erken - Umay Umay - Birsen Tezer

Yeni çekilmiş dişin
Yadırganan boşluğu
Dilimin ucunda ismin
Somunu yitik bir vida
Düştü düşecek yüreğim
Bir an önce gel buraya
Karpuz , kavun yiyelim

Bilmem ki ne diyeyim
Sana örselenmemiş
Dostluğum böğrümde sancı
Sevgi toza belenmiş
Havı dökülmüş sevincin
Bir an önce gel buraya
Karpuz, kavun yiyelim

Batıp çıkıyorum durmadan
Ben bilirsin iyi yüzemem
Çarşafım diş gösteriyor
Dalgalı bir deniz kaç gündür
Sallana bir döşeğim
Bir an önce gel buraya
Karpuz, kavun yiyelim