28 Ekim 2013 Pazartesi

Ne masal ne rüya !





Nacizane yaklaşık 15 yıllık bir tenis izleyicisiyim.Hem oynamasını hem izlemesini en sevdiğim spordur tenis. İlk başlarda sadece denk geldiğimde izleyen ben,bir zaman sonra grand slam'leri kaçırmamaya başladım. Ardından "İpek Şenoğlu" ismi hayatıma girdi 2003 yılında ve onu takip edeceğim derken bir baktım ki ciddi bir tenis izleyicisi olmuşum...

Tenis ile tv'de ilk tanıştığımda saçları boncuklu bir çikilota tenli bir kızçe hatırlıyorum.Hakemden uyarı alıyordu saçındaki boncuklar düştüğü için...Spiker tenisçi ile ilgili bilgiler veriyordu ablası da tenisçi,şurayı kazandı burada şunu yaptı grand slam diyor ama ne demek hiçbir fikrim yok falan... Maçı rahat kazanmıştı. Belki saç modelinden, belki etkileyici oyunundan, belki de ilk kez tenis izleyip çok hoşuma gittiğinden çok sevmiştim o kızı,adı da Serena'ymış....15 senedir hayatımda Serena Williams, ablası ile 2000'lerin başındaki maçları efsane idi gözümde.Herkesi yenmeye başlayınca sıkıldım bir ara ondan ! Sonra sakatlandı döndü, sıkıldı koptu geri döndü, yine sakatlandı döndü, yakın bir tarihte ölümden döndü yine döndü.Döneminin tensiçileri ev kızı, torun torba sahibi oldu ancak o hala 1 numara...Kazanmadığı kupa, almadığı ödül kalmadı ve geçtiğimiz hafta ben canlı izleme fırsatı buldum ilk tenis aşkımı !
She's the best and on the top !

Organizasyonun 3. ve son senesiydi.İlk yılında okul,ikinci yıl bayram derken gidemeyip içimde kalmıştı bu sene ise işsiz dönemime denk geldi. Ya gidecektim ya da ömür boyu böyle bir fırsattan mahrum kalıp içimde ukte olacaktı...

Sürekli tv'den - netten izlediğim Li, Radwanska, Kerber, Kvitova, Azarenka, Errani, Jankovic'i canlı canlı izledim.Salonun atmosferi de eklenince tam bir peri masalı idi benim için. Gerçekten canlı izlemek çok farklı imiş.Mesela Serena tv'deki kadar iri değilmiş, keza Kvitova da.Radwanska'nın bacakları çöp gibi.Errani göründüğünden de kısaymış,Jankovic drama queen ve çok daha sempatikmiş...Tek sıkıcı olay Azarenka'nın sakatlanması oldu...

Tenisçiler korta çıkarlarkenki sesin ölçümü yapılsa Serena,tıpkı dünya sıralamasındaki gibi açık farkla birinci olurdu...

http://www.youtube.com/watch?v=1ZHa469f-vQ

Organizasyon için de bir şeyler söylemem şart. Hafta içi olmasına rağmen güzel bir kalabalık vardı Sinan Erdem'de...Çocukların ilgisi sevindirici idi. Salonun ışılandırması, atmosferi vs çok güzeldi. Ancak seyirci sayı olarak fazla olsa da kalite olarak maalesef çok düşük seviyede idi. Azımsanmayacak bir kısım fotoğraf çektirmek, check-in yapmak, Instagram profilini zenginleştirmek için gelmiş. Ne oyuncuları tanıyorlar ne temel kuralları biliyorlardı... Tenisin adab-ı muaşeretlerinden bihaberlerdi.Oyun içinde car car konuşanlar (ki etrafımdakileri bakışlarımla susturdum zaman zaman),oyunların ortasında kalkıp gitmeler, milyonlarca kez uyarılmasına rağmen flaşlı fotoğraf çekmeler... Tenis bizim kültürümüz için daha yeni tabi. Bu kadarına da şükür.

Bu organizayon eğer sorunsuz düzenlendiyse 3 senedir, yerli-yabancı bütün izleyiciler forumlarda,sosyal medyada mükemmel bir turnuva olduğunu yazdıysa, tenisçiler gerçekten memnun ayrıldıysa buradan teşekkür edilmesi gereken tek bir isim var.İpek Şenoğlu...En başından en sonuna kadar,organizasyonun alındığı günden bittiği güne kadar, her ince detayına varıncaya kadar onun emeği var.Perde arkasında yeterince çalışmasının yanı sıra sunuculuğu ile de kendini gösterdi.Geçen seneye göre çok daha iyi bir sunumu vardı. Kort içinde sunum yaparken, maç aralarında algıları sürekli açıktı en ufak bir ayrıntıyı bile gözden kaçırmadı. Partneri ile uyumu da güzeldi.

İpek belki de tüm tensiçilerden daha fazla imza dağıttı :) Onun kıymetinin geç de olsa anlaşılması çok güzel.Cuma günü 4-5 kişilik bir grup İpek için pankart yapmışlar.İpek onlara teşekkür için saha içindeyken yakınına kadar gitti ve hepsine tek tek teşekkür edip imza verdi.Böyle de alçak gönüllüydü.Ha bir de acaip şıktı.Seyirciler arasındaki kokoş kadınların bile takdirini kazandı !

İpek Şenoğlu onun için pankart hazırlayan sevenlerinin yanına giderken!

İpek Şenoğlu her maç arası şanslı hayranlarını kırmayarak imza dağıttı

Bu şampiyonanın yanı sıra benim için özel olan başka ilkleri de vardı.Öncelikle ilk kez İstanbul içinde tek başıma bu kadar uzun bir yolculuk yaptım ki yer-yön duygusu hiç olmayan biriyim.Edirne gibi bir yerde kaybolma başarım var o derece ! Diğer ve asıl önemli şey ise 4-5 önce buz pateni sayesinde internetten tanıştığım, çok değerli bir insan olan Tolga ile birebir tanışma ve turnuvayı birlikte izleme imkanım oldu. Tolga'ya da buradan bir kez daha teşekkür edeyim bana eşlik ettiği için :)

En büyük teşekkür ise İpek'e ! Hem bu organizasyondaki emeği için hem de hediye biletleri için ! Tanışamadım yüz yüze, konuşamadım çok içimde kaldı ancak bu da olacak bir gün :)

Sinan Erdem'de bir garip tenis izleyicisiydim.Burada yüzümden okunmasa da aşırı mutluydum !

İstanbul'da geçirdiğim 2 gün boyunca bir hayalimin gerçekleşmesinin verdiği mutluluk o kadar iyi geldi ki ... Anlatılmaz bir his... Bu hissi Nisan ayında tekrar yaşarım umarım !

3 yorum:

  1. ;o) Blog tutabilme kültürüm ne yazik ki hic olmadi.
    Olsaydi bile bu kadar iyi anlatamazdim gözlemlerimi. Bu yüzden cogunu unutuyorum...

    Ipek'e hakkini veren bir yazi olmus. Umarim görüsme firsatini da yakalamissinidr.
    :o) Imza bahane edilerek...

    Serena icin söylenecek söz yok. Istanbul'u iki sene üst üste kazanarak ondan bütün beklediklerimi vermis bulundu.
    Daha nice maclar izlemen dilegiyle Hakan.

    YanıtlaSil
  2. Youtube kanali kimin bu arada ?

    YanıtlaSil
  3. Kanal benim,yüzyıllık hesabıma ilk kez video yükledim Serena'nın hatırına ve maalesef İpek'le görüşemedim :( Çok teşekkür ederim bu arada yorumun için !

    YanıtlaSil